 Fakülte hayatımda daha mimarlığın mantalitesini oturtmadan öğrendiğim, daha doğrusu sağdan soldan duyduğum bir şey vardı; ‘Proje 3, proje 6 ve diploma projesi’…
Bu üçünü atlatırsan gerisi kolaymış…Fakültemizde hayatı zorlaştıran bu üçüymüş… Sabahlatırlarmış… Depresyona sokarlarmış… ve uzun süre orda tutarlarmış… Tabii ki bu biraz abartı. Yani siz birinci sınıftayken üst sınıftaki abi ve ablalarınızın sizi biraz korkutma çabasından ibaret çoğu..Ama haklı yönleri de yok mu?Var tabii ki.. Misal; sabahlattı mı? Çoğu kez evet.. Depresyona soktu mu? Zaman zaman.. Ama tabii ki bu projelerin zorluğu öyle dışardan duymakla anlaşılmıyor. Yaşayıp görmeniz lazım ki, zorluğunu anlayabilin ve söylenenlere onay verebilin..sonra da alt sınıflara gidip ‘varsa yoksa proje 3, 6 ve diploma…’ diyip onları korkutun ve döngüyü tamamlayın.
Başlayalım; Proje 3…
Aslına bakacak olursanız, son sene başınızın belası olacak olan uygulama projesinin elle (rapidoyla) çizilen versiyonu..Bir villanın , tek ev, ikiz ev ya da sıra ev olarak kurgulanması ve kapı pencere baca gibi detaylarının çizilmesi….güya böyle… Hiç de değil.. Bir yapının süpürgeliğinden tutun da, korkuluğuna, çatı aşıklarına, temel yalıtımına, merdiven rıhtına kadar bilimum detayının, bizzat sizin tarafınızdan araştırılıp çizildiği, çizilenin de çok zor beğenildiği proje.. Tasarıma en az önem verilen proje bu kanımca.. Mimarlığın teknik kısmına ilk adımınızı atıyorsunuz, o kadar.. Tasarım yönünüzü geliştiren en ufak bir yönü yok.. Bu proje için hocaların kullandıkları çok güzel bir örnek vardır, ki bahsettiğim bu örnek kendine şu cümleler içinde vücut bulur; ‘E şimdi sen bu kapının kanadını böyle çizdin. Götürdün şantiyede ustaya (amele değil, usta!Zira hiç amele diyen hoca duymadım ben.) gösterdin bunu. Adam nasıl anlayacak bunu.’… Yani anlayacağınız, proje 3’de sizin mimari başarınız, şantiye ustalarının algılarına ve merhametine kalmış durumda.. Kapıların prefabrikasyonunun bir simgesi olan ve şantiye sürecinde yapım süresini kısaltmak amaçlı çizilen ve içine K1, K2, K3 yazılan o göstergeler, ustalar tarafından anlamsız balonlar şeklinde algılanmışsa vay halinize… Ama size bir şey söyleyeyim, aramızda kalsın…ustalar aslında hocaların ta kendisi, hepimizden çok şey biliyorlar..
Proje 3 sürecinde en sıkı ilişki içine girdiğiniz arkadaşınız, düşmanınız, dostunuz, hasmınız, baş belanız, kısacası her şeyiniz olan biri vardır: Rapido… Kökenine inelim... Latince di mi? Rapidus’dur kesin..Bilmiyorum, sallıyorum..Ama hepimiz ‘rapid’in anlamını biliyoruz… Hızlı demek..Hızlı mı peki bu rapido?..Hayır..aksine dünyanın en zor ve yavaş kalemi..
Bir kere, 90 derece tutmanız gibi bir şartı var.. 89,9’da bile size nanik yapıp mürekkebini vermeyebilir dışarı.. ya da tam aksine gaza gelir ve mürekkep akıtır..Çok nazlı bir kalemdir. Kendisini 3 ay kullanmayın, size küser. Mürekkebini kurutur ve sırf bu yüzden en ufak parçasına kadar ayırmak zorunda kalırsınız. Silgisi de yoktur. Silinmez yani. Zımpara ya da jiletle, ‘gerçek hayatta photoshop nasıl yapılır?’ üzerine ilk denemelerinizi yaptırır size.Bir de rapido dediğin tek bir kalem değildir bildiğiniz üzere. Genel olarak kullanılan 3 ayrı kalem kalınlıklı kalem olmak üzere, bir çok çeşidi var. Tek tek satılmadıkları için ise, birine zarar geldiğinde, tüm takımın değeri düşer. Porselen yemek takımları gibi. Bir tabak kırıldı mı, diğerlerini kullanma hevesi kaçıyor ya insanların, o hesap işte. Piyasada tek tek de satılmazlar rapidolar. Satılsa bile çok pahalıdır… Pahalı olan bir şeyi alamadığınızda ne yaparsınız? Korsanını alırsınız di mi? Rapidonun korsanı var mı peki? Var tabii; Stabilo.. Stabiloları daha çok severim. Adında meymenet var bi kere, ve de kökeninde...Stabil…Diğeri ise Rapid..ama güya rapid.. Ha, evet, korsana hayır…
Proje 3 jürileri ise eleştirel açıdan en çok fantezi içeren jürilerdir. Özene bezene çizdiğiniz (özene bezene değil, yalan söylüyorum, sıkıla sıkıla çizdiğiniz) o 1/20 detayın üzerine çizilen, silinmesi imkansız kalem darbesini histerik kahkahalar eşliğinde yapılan ego dansı izler. Ve siz de muhtemelen yapılan o ego dansının, yanlış yapılan ve unutulmaya yüz tutmuş dans figürüsünüzdür. Sizin tecrübesizliğiniz, başkalarının ‘kör göze parmağım’ mantalitesi altında ezilir. Açık konuşmakta fayda var, yaram yok, gocunmuyorum da, ama bu çok açık ve nettir ki, sizin moraliniz ne kadar çöker, ya da umudunuz ne kadar azalırsa, aklınız ne kadar karışırsa, sizin bünyenizde bu hissiyatı yaratan kişinin egosu o kadar yükselecektir(evet ne var?genelleme ise genelleme, istisnalar kaidelerin fethetmiş, kime ne?)…
Kanımca, proje 3 jürilerini, genlerinizde en ufak bir değişim olmadan geçerseniz, değil proje 6, diploma bile size bir şey yapamaz..
Bu cümleden ne anlıyoruz? Proje 6 ve diploma projesi, proje 3ten birkaç adım daha önde…Ne açıdan mı? Okumaya devam…
Proje 6…
Her 5 fakülte öğrencisinden 2’sinin ‘proje 666’ diye ti’ye aldığı proje. Genel hatlarıyla bakacak olursak ‘toplu konut projesi’. Konut sayısı, kullanıcı sayısı ve de kullanıcı profili önceden belirlenmiş bir toplu konut projesi; ama bunlara bağlı kalınmasını gerçekten isteyen bir toplu konut projesi. Yani mesela sizden istenen 900 adet konut iken, ‘Hayır efendim, bu proje alanı, çevresel faktörler göz önüne alındığında, 900 konutu kaldıramaz. Olsa olsa 500 konut yapılmalı buraya.’ da diyemezsiniz, dedirtmezler.
Proje 6’nın en sıkıcı 2 unsurundan biri ortaya çıkan projelerin birbirine minimum %90 benzerlikte olması. Hem de aynı proje grubu içinde değil, farklı farklı proje grupları içinde. Aslında bunu hoş karşılamak lazım. Şöyle düşünün; size yemeğin malzemeleri verilmiş (burada sözünü ettiğim malzemeler proje hakkında verilen konut sayısı, kullanıcı profili gibi şeyler) ve sizden bir yemek yapmanız isteniyor. Elbetteki çoğu kişi aynı yemeği yapacaktır. Sadece biri diğerinden daha tuzlu olabilir ancak, o kadar.
Sıkıcı olan diğer unsur ise, ilkiyle bağıntılı: aynı şekilde tasarlanmış olan 2 projenin, aynı anda, farklı jüri grupları tarafından farklı şekilde eleştirilmesi. Bu benim bizzat başıma gelmedi, ama fakülte hayatında gözlemlediğim en vahim olaydı. Birbirinin aynısı 2 proje düşünün. Bu projelerden biri, ‘Projedeki mimari devinimin, yapı doğrulsallıklarıyla olan orantısı çok güzel, bu kurgu iyi vurgulanmış.’şeklinde entelliğe gebe cümlelerle eleştirilirken (ki öğrenci ne devinimden haberdardır, ne de bi doğrusallık kurguladığından), aynı proje bir yan grubun jürisinde ‘Bu ne? Bunu niye böyle yaptın ki? Olmaz bu. Olur mu canım hiç öyle şey? Nerde görülmüş?’ gibi zincirleme soru tamlamalarıyla eleştirilir. Bir de derler ki mimarlık objektiftir, sınırları yoktur…Gelsinler de herhangi bir proje 6 jürisi izlesinler.. Proje 6 jürileri mimarlığın objektif kısmının öldürülüp, mezara gömülüp, ayaküstü helvasının yendiği bir garip seramoniden başka bir şey değildir.
Proje 6, bilgisayarla çizildiği için, proje 3’ten daha az zahmetlidir. Bu sefer daha çok mimari unsuru sorumluluk olarak ele aldığınız için (çevre, otopark, sosyal alanlar, rekreasyon alanları, yollar, silüet, farklı plan tipleri…vb) her birine gösterdiğiniz önem azalır ve hata yapma olasılığınız artar. Bu sebepten de hocalara projenizi kabullendirme olasılığınız ilk başta çok azdır. Şunu demeye çalışıyorum; ‘Tamam, bu proje oldu, hiç sorunu yok’ dediğiniz bir proje, teslime 2 hafta kala baştan aşağı değişmek zorunda kalabilir. İşin daha vahimi nedir biliyor musunuz? Her şeyinden emin olduğunuz, ve hiçbir eksiği olmadığını düşündüğünüz, maketini de cillop gibi yaptığınız projeniz, sizin kalmanıza neden olabilir. Böyle bir durumla karşılaştım mı? Çok kez. Bir arkadaşımın proje 6’sı her şeyiyle mükemmel bir projeyken, ve diğer kabul gören bir sürü projeden daha iyi durumdayken, jüriden kabul görmemişti.
Buradan ne anlıyoruz? Mantığın bittiği yerde, proje 6 başlar.
Peki ya proje 6’nın bittiği yerde bayrağı kim devralır?
Diploma projesi..
Nerden başlasam, nasıl anlatsam? Bir kere adı çok korkunç değil mi? Diploma projesi.. Yani eğer beceremezseniz, yok size diploma filan…gibi bir hava uyandırıyor.
Diploma projesinin işleyişi (güya) şöyle: Size o projeye kadar aldığınız en saçma proje konusu veriliyor, ve size hocaların hiç karışmayacağı temin ediliyor. Proje derslerine devamlılığınızın ucu açık bırakılıyor ve jürilere girmenizin yeterli olacağı söyleniyor. Yani mezun olmaya 2 kala, biraz ‘çocukları artık rahat bırakalım da, sanki bir işte çalışıyorlar havası olsun.’ mantalitesi hakim.. Külliyen yalan! Böyle bir şey yok! Yani eskiden varmış, evet, diploma projeleri harbiden de korkulu rüyaymış. Ama artık (en azından benim proje grubumda öyleydi) hocalar projelere sanki bir proje 5’ten ya da 7’den farklı olmayarak, karışıyorlar..Bunu yaparlarken de şunu söylüyorlar: ‘Aslında projeleri karalamamız yasak ama…’
Diploma projesinin en ama en kötü tarafı bir proje grubundan, asistanlar hariç, minimum 6 hocanın sorumlu olması. Yani şey gibi düşünün; proje 6 jürilerinde aynı projeye ‘iyi’ ve ‘kötü’ diyen hocalar bir araya gelip sizin projenizi eleştiriyorlar ve ortaya ‘iyi-kötü’ gibi bir sonuç çıkıyor. Siz de bütün jürilerden sonra ‘ne demek istediler acaba?’ diye düşünüp kalakalıyorsunuz, çünkü her kafadan bir ses çıkıyor. ‘Kimin sesi daha fazla çıkarsa’ o haklı sayılıyor ne yazık ki. Tasarım mı? O da ne? Diploma projesini diğerlerinden ayıran en büyük özellik bence tez yazılması, ve de bunun gerçekten ciddiye alınması. Bu bence yüksek lisans yapmayı düşünenler için iyi bir ön hazırlık. Hakkını yemeyelim, bu projede, diğer projelere nazaran daha çok kendi başınıza olduğunuz için, size olan katkıları, başta proje 3 ve proje 6 olmak üzere, diğer tüm projelerden daha fazla. Yani işleyişi en olması gibi gereken (ama daha tam istenilen seviye olmayan) proje bence. Tabii her geçen sene daha da kolaylaştığını göz ardı etmemek gerek.. Dip not girelim: ben bizim fakültedeki mimarlık eğitiminin her geçen sene daha da kolaylaştığını düşünüyorum. Mesela ben 80’lerde bizim fakültede hayatta okuyamazdım. Eski proje 6 örneklerini gördüm mesela. Elle çizilen bir toplu konut projesi. Hayatta altından kalkamazdım. Ama mesela benden sonrakiler için de proje 3 gibi bir tehdit ortadan kalktı. Bildiğiniz gibi proje 3 ikiye bölündü ve bence uzun vadede çok çok daha kolaylaştı proje. Dünya döndükçe mimarlık kolaylaşıyor.
Bu arada belirtmekte de fayda var, bizim grup değildi ama bir başka grupta cidden hocalar sadece ilk hafta uğramış, sonra öğrencilere hiç karışmamış, ve sadece jürilerde karışmışlardı. Yani hala olması gibi gereken diploma dersleri yapılıyor. Hangisi daha iyi bilemiyorum. İnsandan insana değişir. Benim bildiğim bir şey var ki, o da hocaların sayısı fazlalaştıkca, ve de biri ‘a’ derken diğeri ‘z’ deyince, sizin aklınızın feci şekilde karıştığı, ve de diploma projesinin daha da zorlaştığı…
Son zamanlarda, diploma projesinin artık iyiden iyiye ‘Şehircilik projesi’ne döndüğünü duydum. İyi yanları da var bunun, gereksiz yanları da. Ama şu sıralar, İstanbul’un pilot bölgelerinde yapılan önemli projelere bakacak olursanız, öğrencinin şehircilik yönünü geliştirmeye yönelik proje yapılması çok güzel, ama bu ‘giderayak’ mı öğrenciye sunulmalıydı bilemiyorum. Bence diploma projesi, eski formülünde kalsa daha iyi olurdu sanki.
Diploma projesinin en takdir ettiğim yönü, hocaların size artık ‘meslektaşları’ gözüyle bakıyor olmaları. Tabii böyle bakmak istemeyip de halen vaziyet planınızdaki ağaçların formuna laf edenler de var. Onları da görmezden, duymazdan ve işitmezden gelebilmek, artık sizin tecrübenize ya da eleştirilmeyi çok seven biriyseniz insiyatifinize kalmış.
Diploma projesinin gizli formülünü de verip yazımı noktalıyım; Güzel bir sunum. Artık 4 yıllık sunum bilginizi, bilgisayar kabiliyetinizle birleştirir ve üzerine de maketi ortaya çıkarırsanız, bu iş çocuk oyuncağı.. Her şey içinizdeki mimari voltron’ı oluşturmaya bakıyor…çünkü güzel sunum, diplomayı deliğinden çıkarıyor.. |