 MİMARLIK EĞİTİMİNİN ŞİZOFREN HALİ
Bu yazı günümüz mimarlık politikasının ve eğitim sisteminin karmaşası ve çok sesliliğini oluşturduğu şizofren hali belirtmek için yazılmıştır. Mimarlık ortamındaki ve mimarlık eğitimindeki düzensiz, anlık, çoğu zaman kuşkulu, sorgulayan halin ilk bakışıdır.
Şizofren, kendisine gönderilen düz anlamlı bir mesajla, metaforik bir mesaj arasındaki farklılaşmayı algılayamaz. Dillerin kuralları yalnızca o dilleri zaten konuşanların durduğu noktadan değil,onları öğrenmek isteyen yabancıların durduğu noktadan da inşa edilir. Bireysel ayrımlaştırmanın beden bulma çabası arasında sahip olunan gel-gitler sadece öğrenenin değil öğretici konumdakilerinde kendi iç savaşlarına sahip olmaktadır. Kimi zaman bireysel çekişme kimi zaman kazandırılmak istenen biz duygusu aynı nesnenin farklı özneler için kısır doğurganlığını yaratıyor.Dönemin bilgiye ulaşma kolaylığı aslında çoğu zamn bilgisizliğin kendisini oluşturmakta tıpkı konu hakkında altyapısı bulunmayan öğrencinin kopya çekmesindeki başarısızlık gibi. Hafıza bireyin geçmiş deneyimlerini kontrol altında tutarak gelecek dönemlerde yanılma oranını azalmak için kaçınılmaz bir güce sahiptir.bunu yok saymak ve mimarlık eğitimin yeni temeller üzerine kurmaya çalışmak yanılsamanın en kolay biçimidir.
Mimarlıkta gerçek özne bireyin kendisidir. Mimarlık eğitimindeki mevcut sistemin günümüz şartlarına ayak uyduramadığını görmezlikten gelemeyiz. Mesleki derslerin veriliş biçimini sorgulamayan(sorgulatmayan) tutumun sonucunda; görsel ve kavramsal altyapının yetersizliğini yanında getiriyor. Mimarlık eğitimi orta öğretim sonunda girilen, bilgi ölçümünü 3 saate sınırlandırılan bir sınav sonucunda bilinçli ya da bilinçsiz (tamamen sınav sisteminden kaynaklanan bir veri olarak nitelendiriyorum) bir yüksek eğitim kurumunda başladığını kabul etmek ne kadar gerçekçi olabilir? Mimarlık eğitimi sürecince birey sadece mimari alt yapı kazanmaz. Kültürel anlamda belirli bir alt yapıyı da yanında getirir. Kazanılan bu sorumluluk duygusu mimarlığın sadece yapı yapmak olmadığı yeri geldiğinde yeşili bile koruyabilmek olduğu kazanımını sağlar bireye. Bilinmeyene giden yolda daha olgunluk dönemini deneyimlememiş olan genç neslin; ömrü boyunca kendi hayatına yön verecek, yaşayışını etkileyecek, ilgi alanlarını değiştirecek bir mesleğini seçerken bilinçlendirilme dönemi hakkında ne kadar bilgiye sahibiz?
Mimarlık eğitiminin kanayan yaralarından birisi de gelişen teknolojinin takipçisi olamaması diyebiliriz. Yapı teknolojilerindeki farklılaşma yanı sıra yeni detayları sağlayan yapı malzemesindeki gelişimi göz ardı etmek mimarlık eğitiminin her geçen gün bir adım geriye gitmesine sebep olmaktadır. Mimarlık eğitiminde eğitmenlere düşen en önemli görev belki de bilgilendirmeden çok bilgiye ulaşım yolunun çizilerek yol gösterici olmaktır. Eğitim doğal, kendiliğinden olan bir süreci, öğretim ise belirli bir amaca yönelen bir süreci tanımlar (1) Ulusal eğitim politikasının işleyişine paralel olarak mimarlık eğitimi de kendisini bir sistem içinde sistemsizliğe götürmektedir. Temel öğrenme biçimlerindeki bilindik sistemlerde; okuduklarımızın %10’nu,gördüklerimizin %20 sini, işittiklerimizin %20’ni,gördüklerimizi %30’nu,hem görüp hem işittiklerimizin %50 sini söylediklerimizin %80’nini, davranışlarımızla beraber söylediklerimizin %90’ını hatırlarız. Peki, bir yüksek öğretim kurumundan mezun olduğunuzda mimar mı oldunuz?2006 yılına kadar gelen süreçte ÖSYM kılavuzunda mimarlık fakültesi mezunları mimar unvanını alır denmesine rağmen 2006 yılında daha önceden kılavuzda mimar unvanı alacağını düşünen öğrenciler mimarlık fakültesi mezunu sayıldı. Mimarlık eğitiminin bir başka paydaşı ise mimarlık yarışmalarıdır. Yarışmalar özünde bilgiye ulaşım ve bilgilendirmeyi yanında getirmesine rağmen vazgeçilmezi de değildir. Aradaki ince çizgiyi ayırt etmek bilinçli öğrenme sürecini yanında getirir. Yarışma bir bilginin ödüllendirmesinden çok; mimarlıkta bilgilendirme sürecini daha çok içinde barındırır.
Değişen dünya şartlarında mimarlık mesleği tartışılırken hiç kuşkusuz odak noktasını mesleğin geleceğini tayin eden mimarlık eğitimi almaktadır. Odak noktasına sahip olmasına rağmen bu kadar kendi kaderine bırakılmış olması da aslında çelişkinin başladığı noktadır. Mimarlık eğitiminin temel öğesi Mimari Atölyeler olarak nitelendirebiliriz. Amacı daha önceden yapılanların ‘deneyimlenmesi’ nin yanı sıra öğrencinin görsel kazanımlarını artıran bir çalışma ortamıdır. Bu çalışma ortamında yapılan en büyük yanlış belki de eğitmenlerin kendi deneyimlerini öğrenciye dayatmasıdır. İyi bir eğitmen kendi çizgilerini yol gösterici olarak kullanırken öğrencinin deneyimleme miktarı artıracak şekilde bilgilendirmeyi yönlendirebilendir. Mimarlık eğitimindeki yeni açılımlardan biriside Erasmus’tur. Erasmus Avrupa’da yüksek öğretimi geliştirmek için uygulamaya koyulan bir programdır. Farklı ülkelerin bünyesinde anlaşmalı olan okullar arasındaki bu öğrenci, öğretim görevlisi değişimi sonucu farklı toplumların mimarlık kültürleri arasındaki etkileşimi sağlamağın yanı sıra aynı eğitim seviyesini yakalamayı amaçlamaktadır.Mimarlık eğitimin paydalarından birisi de workshoplardır.’Workshop özünde bilgi üretmek amaçlıdır. Ancak geçerlilik sürelilik süresi var, kazanılan deneyimin üretimle pekişmesi test edilmesi çok önemlidir’(2)Farklı alt yapıya,farklı konulara, farklı düşüncelere duyarlılık kazanılması tecrübe edilmesiyle orantılıdır. Mimarlık eğitiminin evrensel kümesi içersinde tarihsel süreçte felsefe(Bknz Metafor olarak mimari Kojin Karatani),sanat ve kültür etkinlikleri kendisine hep yer bulmuştur. Bugün ise geldiğimiz şartlarda bu kümenin elemanları sadece bunlarla sınırlı değildir. Tasarımsal girdileri barındıran aktiviteler, düşüncesel platforma, sergiler… Sınırları konulmamış bir kümenin dâhili üyeleridir. Mimarlık bölümünde eğitim süresi 4 yıldır. Eğitimlerini başarıyla tamamlayanlara lisans diploması ve Mimar unvanı verilir.(3) Ülkemizdeki mimarlık eğitimi veren okulların birer birey gibi kişiliğinden söz edilmesi her geçen gün azalıyor. Mimar Sinan’ın “Akademi” olduğu, Yıldızlı olmanın, Teknik Üniversite’li olmaktan farklı anlama geldiği bir dönemin ardından gelinen nokta maalesef standartlaşma olmuştur. Son dönemde mimarlık fakülteleri, mimarlık eğitimine değişik soluklar katmaktır. Bunlardan birisi de yaz uygulamalarıdır. Bir mimarlık öğrencisin 2 ay boyunca şantiye ortamında çalışması mimarlığın neresindedir? Mimarlık Fakültelerinde ilk senede; Mühendislik Fakülteleri olduğu gibi fizik, kimya, matematik dersleri yerine mesleki derslerin ağırlıklı olduğu bir eğitim verilmesi verilmesine rağmen yurtdışındaki eğitim ortamındaki eşitliği yakalamak için bu eğitim süresin yeterliliği sorgulanmaktadır. Okullar da insanlar gibidir; insanın sosyal, kültürel fikirleri varsa okulların da eğitimlerinde mimarlığa dair bir bakış açısı bir yaklaşımı olması gerekmektedir. Mimarlık eğitiminde son dönemde öne çıkan değişimlerden birisi de sunum teknikleridir. Geçmiş yıllarda daha sınırlı olan mimari anlatım teknikleri günümüz teknolojisi ile birleşerek sadece bireyin hayal gücü ile sınırlandırılmış duruma gelmiştir. Nedir mimarlık? Mutlak çizgiler içine sınırlandırılmış bir veri olsaydı mimarlık; sanırım kitaplarda tanımlar kısmında kesin ifadelerle sınırları çizilmiş olurdu. Formülize edilirdi belki de. Mimarlığın mutlak değerden uzak kalışının sebebi verilen eğitim süreciyle başlıyor diyebiliriz. Yeşil keşfedilmemiş değil tıpkı ağacın da olduğu gibi.Bilgi edinme sürecinde kişinin 0 bilgiye sahip olduğu ütopya kabul edilebilecek bir anlayış olarak değerlendirilebilir.Deneyimlenmiş bilgi doğruya giden yolda bir ışık görevi görür.
‘Türkiye’deki en iyi mimarlık eğitimi bizim okuldadır’ sözleri sadece eğitimini aldığınız mesleği ne kadar benimsediğinizi yansıtır. Belki de göz ardı edilen nokta mimarlık eğitimin yaşamla olan paralelliği diyebiliriz. Mimarlıkta ürün de süreç de insan barındırıyor olması yaşamla bir olduğunu bir göstergesi olarak kabul edebiliriz. Günümüzdeki mimarlık eğitiminin eksik kalan yanları nelerdir? Tarih boyunca neden farklı eğitim sistemleri denenmiştir? Bir mimarlık fakültesinden mezun olunduğunda mimarlık eğitim sürecinin sonuna mı gelinmiştir? Tabiî ki hayır… İşte aslında gerçek ve bireysel eğitim bu noktadan itibaren başlıyor. Mimarlık eğitimin önemli dönüm noktalarından birisi olan Bauhaus’u incelediğimizde karımıza çıkan en temel veri sanatsal ve uygulamalı öğretim yatıyordu. Her öğrenci kendisinin yaptığı ya da çalıştığı workshoptan sonra, uygulama safhasında bulunmak ve tamamlamak zorundaydı. Böylelikle temel zanaat bilgisi, tasarım parametreleri ve uygulama bir araya getirilmişti. Mimarlıkta eğitim sistemi birey üzerinedir. Aynı fakülteden mezun olmalarına rağmen; farklı eşik değerlere sahip olan iki mimar adayının arasındaki farkı da sadece bu açıklayabilir. Mimarlık bazen bir tutumdur. Bu tutumu gösterirken bazen; etriye bağlamayı, kalıp sökmesini, tuğla örmesini öğrenmektir bazen kavram düzlemindeki düşünceleri sorgulamaktır. Önemli olan ürünün çıkarıldığı düzlemin düşsel, düşüncesel ya da gerçek olup olmaması değildir.
“Bir bina mimarlık - iki bina şehirciliktir,” diyen ünlü şehirciler... “Siz mimarlar elinizi tarihi çevrelerden çekin,” diyen ünlü restorasyon uzmanları... Amerika’da doktorların ücretleri düşünce yeni mezunlara yetki sınavı kondu da ücretler tekrar yükseldi diye örnek gösteren ünlü pratisyen mimarlar... Kara kalemi ile öğrencinin projesini kapkara ederek tashih yapan mimari proje hocaları... Mimari proje dersini haftada iki kere ve en fazla 4 saat için kurulan semt pazarı mantığı ile ele alan dekan, bölüm başkanı, anabilim dalı başkanları ile hoca ve öğrenciler... Öğrencileri rakip olarak gören, kendi çocuklarına yapılmasını istemediklerini öğrencilerine yapabilenler... Amerika’da öyle diye, olmadık kişilerden “laf olsun” jürileri kurup, öğrenciyi en alıngan çağında, kendini tatmin ve gösterme peşindekilerin önüne atanlar... Kariyerine kapaklanıp başka bir şey düşünemeyenler... Ömür boyu ders çalışmaya eğilimli, biriktirdiği bilgilerin çöp olduğunu fark edemeyen, son projesi bitirme projesi olan, düşünce ve proje üretme eksikli mimari tasarımcılar... tarihi kronolojik olaylar dizisi olarak sunan, ilgili ve ilgisiz şeyler ve güncel ile ilişkileri kuramayan mimarlık tarihçileri, strüktür veya konstrüksiyon sistemleri konularının da, katılaşmış bilgiler değil, derin düşünce gerektiren entelektüel çabalar olduğunu bilmeyenler... Üniversitedeki kalite sorununu sadece yasaların numaralarına bağlayıp sorumluluğundan sıyrılan akademisyenler... Mimarlık eğitiminden uzak tutulmalıdırlar.(4) Okullarda birçok konuda geniş bir bilgi birikimi kazandırılmasına rağmen bunun nasıl kullanılacağınızı bilemiyor olmamız mimarlık eğitimindeki sürecin okul dışında devam zorunluluğunu yanında getiriyor. ‘Bilgilendirme’ sürecinin okulda tamamlanması tabiî ki mümkün değil.buna rağmen en azından öğretilen teorideki bilgilerin pratikteki karşılıklarıyla birbirini tamamlanması sağlanması daha etkin bir öğrenim metodu olarak karşımıza çıkıyor. Aldığımız eğitim ve ‘bilgilendirme’ sürecinin bir dağarcık gibi büyümesi için hep paylaşım içinde bulunmayı gözetip yeniliklere açıklığımızın sınırsız olması gerekmektedir. Çünkü özellikle bu süreçte herkesten her şeyden kendimize katacağımız var. Bazen bir filmdeki yönetmenin ya da oyuncunun oluşturduğu etkileşim bazen bir resimdeki bakış, bazen bir müzik dinlerken oluşturduğu hisler hepsi mimarlık eğitim sürecinin devamlılığını sağlayan puzzlenın birer parçası. Mimarlık eğitiminde staj dönemi öğrencinin okulda öğrendiği bilgilerin teoriden pratiğe dönüşünü izlemesi olarak nitelendirebiliriz. Mimarlık eğitiminin sadece sıralarda verilen eğitimle kısıtlı olmadığı, değişen dünya şartlarında yeniliklere acık sadece teknik bilgilerle dolu değil aynı zamanda sanatsal ve sosyal kimliğe sahip bir mimar portfolyesinin zorunluluğun farkına varmalıdır.
Mimarlık eğitimin şizofren hali…yoksa aslında ‘düş’lenen ile düşünülen farklı boyutta da yaşayan bizler seslendiremiyor muyuz?
1)Karatani K.,Metafor olarak mimari metis yayınları,mart 2006
2) Kuban D. ,1995 ‘Mimarlık ve Felsefe’,Mimarlık ve Eğitim Forum 1,19-21/4/1995 Bildiriler Kitabı
3) Kozikoğlu N. , MD Mimarlık Dekorasyon Dergisi,Bir tasarım araştırma gereci:Workshop,06,2007
4) Ösym öğrenci yerleştirme kılavuzu 1999,200,2001…
5)Yürekli F. , Ferhan Yürekli'den Mimarlık Eğitimine Dair Bir Yazı ,www.arkitera.com
6)Erasmus genel bilgi
MD Mimarlık Dekorasyon Dergisi, Erasmus,06,2007
|